20 Şubat 2012 Pazartesi

Sanık Al Pacino

Tüm zamanların en başarılı aktörlerinden. Oscar konusunda pek şanslı olmasa da, ödüle doymuş. Hollywood deyince herkesin aklında beliren hashtag'lerden biri. #alpacino. Hey gidi Carlito. Hala devam eden sinema kariyeri boyunca adının bir yönetmenle özdeşleşmemiş olması ve yaşlandıkça ortalama filmlerde boy gösterme hastalığına yakalanmamasını takdir ederim kendisinin. Robert De Niro huysuz kayınpeder rolleriyle nasıl bir anda Bilge Zobu'ya dönüştü hep birlikte tanık olduk. Al Pacino ise daha seçici. Fakat ben radikal bir 'kral çıplak' deyici olarak Al Pacino hakkında yıllardır kafamı karıştıran bir konuya değinmek istiyorum;
Al Pacino ve sanık olmak.

Seni sabıka kaydı almaya göndermek istiyorum Al Pacino.

Gırgıriye filmlerinde 'karakola düşmek' olgusu Al Pacino filmlerinde de 'duruşmaya çıkmak' olarak tezahür ediyor. Bir ritüel, senaryonun en temel planlarından biri. Olmazsa olmaz. Şöyle gelişiyor genelde; Al Pacino uzun uzun tiradını atıyor. Ses tonunda alçalmalar, ani yükselmeler, hakimin sözünü kesmeler. Hep bir olay. Nedense yargıç arkadaşlarımız da kendisini sabırla dinliyor. 'Çok karizmatik! XD' diye iç mi geçiriyorlar diye hep düşünmüşümdür. Çünkü sonuç; hep bir cezai indirim. Hayat böyle mi ama.

İncelememiz derinleştirmek adına 3 farklı filmi ele aldım. Tıklayınız efendim.

Dog Day Afternoon (1975) / http://goo.gl/dCh9G

Scent Of A Woman (1992) / http://goo.gl/fkRWh

Carlito's Way (1993) / http://goo.gl/96vzT

Carlito's Way filminde hakim dayanamıyor ve durumu özetleyen cümleyi sarfediyor:

'You're not accepting an award Mr. Brigante'

'Neyin tribindesin sen' diyor yani hakim. Her hakim arkadaşımız bu kadar açıksözlü olamıyor maalesef. Ama filmlerde değişmeyen tek şey tiradlar. Bürokrasinin o soğuk nefesini ensesinde hissetmemiş konuşur tabi.. Objection!